Fehmi Koru: Anketlerin yansıttığı tablo kadar önem verilmesi gereken tablo, yarın akşam kaç memurun milletvekili olmak için istifa edeceğidir

Fehmi Koru*

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) iki ay sonra -14 Mayıs günü- yapılacak seçimle ilgili takvimi Resmi Gazete’de yayımlandı ve süreç başladı. Buna göre milletvekili olmak isteyen kamu görevlisi konumundaki kişilerin yarın mesai bitimine kadar istifa etmeleri gerekiyor.

Yarın perşembe. Buna göre, cuma günü devlette görevli olup milletvekili adaylığı düşünenlerin isimlerini öğrenmiş olacağız.

Acaba istifa edecekler arasında muhalefet partilerinin aday listelerinde yer alacaklar da bulunacak mı?

Bu soruyu eski dönemlerde yaşananları aklımda tutarak soruyorum.

Her seçim öncesinde, yine YSK’nın belirlediği takvim gereği, milletvekili seçilebilmek niyetiyle seçime az kala istifa eden devlet memurları olurdu. Kimi iktidar partisine -koalisyon dönemlerinde de koalisyon partilerine- başvurur, kimi de aynı amaçla muhalefet partilerinin kapısını çalardı.

İktidarı tercih edenlerin sayısı diğerlerinden çok olsa bile, muhalefet partilerine teveccüh edenler de bayağı yekün tutardı.

Nedense bu defa iktidar partisini seçen bürokratların sayıca diğerlerinden hayli fazla olacağını düşünüyorum.

Kazanma şansı orada daha yüksek olduğu için değil, bürokraside ağırlıklar değiştiği için…

AK Parti 20 yılı aşkın süredir iktidarda ve bu uzun yıllar içerisinde bürokraside kadrolar bayağı yenilendi. Emekli olan, çeşitli sebeplerle devlet memuriyetini terk edenlerin yerine gelenler, eskiden hiç değilse kısmen var olan dengeleri değiştirdi.

Meclis’te her dönem bürokrasiden siyasete geçenlerin ağırlığı hissedilmiştir. Acaba bu defa da benzer bir yoğun ilgi yaşanacak mı?

Sorumdan bir kuşku sezdinizse haklısınız.

Devlette çok uzun yıllar görev yapmış, bürokrasiyi her düzeyde tanıma imkanı bulmuş Turgut Özal’ın, başka sebeplerle söylemiş olsa bile, “Benim memurum işini bilir” cümlesi beni bu konuda kuşkucu yapıyor.

Seçimlerin nasıl sonuç vereceğini en hassas biçimde devletin içinde yer alanlar bilir ve ona göre tavrını belirler.

Hatta anketler yanılır, bu konuda bürokrat pek yanılmaz.

Kazanamayacağını bile bile başvuru için para da ödeyerek aday olmakta tereddüt eder devlet memuru.

Muhalefetin iktidara geleceğini görürse kendisini deşifre etmek de istemez.

Yarın başvuruda son gün olduğundan, siyasete meraklı ve milletvekili olmak isteyen kamu görevlileri, kendi hislerini test etmek için, harıl harıl araştırma kurumlarının anketlerinin de peşine düşmüşlerdir.

Eskiden -1990’lara kadar- siyasi konuları araştıran ve bu arada seçimlere giderken anket yaptığı da bilinen araştırma şirketi sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. Yöneticisi sonradan CHP’den milletvekili olmuş PİAR daha önceleri bu alanda tekti. 1990’lara doğru ona bu alanda ABD’de eğitim almış birkaç ismin kurduğu, bugün varlıkları artık sürmeyen bir-iki ismin öne çıktığı şirketler katıldı.

PEW (Amerikan) gibi, İPSOS (Fransız) gibi bazı yabancı firmalar da Türkiye’de nabız tutma amaçlı araştırmalar yaptılar, halen de yapıyorlar.

Şimdi ise maşallah çok sayıda araştırma şirketi değişik aralıklarla anket düzenliyor ve bazı bulgularını kamuoyuyla da paylaşıyorlar.

Ortamın özelliği sebebiyle bazen yanıldıkları görülse bile, manipülasyona izin vermeyen araştırma şirketlerinin çalışmaları, günün eğilimlerini çoğunlukla hassas yansıtır.

Manipülasyona kendilerini alet edenler yok mudur?

Herhalde vardır; ancak onları da siyaset camiası bilir ve bulgularına değer vermez.

Bir dönem siyaset üzerinde etkili olmuş, gazetelere haber, ekranlara yorum sağlamakta ön almış, ismi iyi bilinir hale gelmiş bir araştırmacının, bir siyasi parti için yaptığı sözde araştırmayı, sekreterinin yanlış anlaması yüzünden, yine kendisinden benzer bir araştırma yapmasını istemiş askeri kuruma gönderdiği ortaya çıkmıştı.

Seçimlere az kala yapılmış iki araştırmada yer alan aynı konulardaki bulgular birbirinden çok farklıydı.

Doğru-dürüst çalışan, manipülasyona yüz vermeyen araştırmacıların, bitmek tükenmek bilmeyen, siyasilerden gelen kendilerini baştan çıkarma amaçlı girişim hikayeleri vardır.

Yanlışa sapanlar bilinir ve bulgularına güvenilmez.

Arada bütün dengeleri değiştirebilecek güçte olağanüstü bir felaket, ardından da iktidar ve muhalefet cephelerinden depremzedelerin ihtiyaçlarına cevap verme, mağduriyet yaşayan insanların dertlerini giderme çabaları yaşandı.

Felaket sırası ve sonrasında gerçekleştirilmiş siyasi araştırmalar şimdilerde birbiri ardına medyada kendisine yer buluyor.

Onlara bakarak 60 gün sonra ortaya konulacak sandığa yansıması muhtemel sonuç hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir mi?

Kuşkuluyum.

Hangisi doğru? Birisi mutlaka doğrudur da, acaba hangisi?

Muhalefeti çok başlı olarak suçlayan ve bu suçlamayı kampanyasının en önemli unsuru haline getireceği sanılan iktidar cephesi, iki -BBP’yi de katarsak üç- partiden oluşan Cumhur İttifakı’nı başka partilere açmak gayretinde.

Kadınlara şiddeti cezalandırma amacıyla yıllar önce kendisinin çıkardığı bir yasayı iptali pazarlık unsuru haline getiren bir partiyi de yanına çekmek istediği gibi, bir yasaya desteğini alabilmek için heyet gönderdiği HDP’yle görüşmek istedi diye rakip cumhurbaşkanı adayını şiddetle eleştirirken muhalif çevrelerin benzer eleştirilerine muhatap HÜDA-PAR partisini ittifakına katabiliyor iktidar cephesi. 

Belli ki, herhalde artık gün be gün yaptırdığı anketler seçimin dıştan göründüğü kadar garanti kazanılamayacağına işaret ediyor.

Anketlerin yansıttığı tablo kadar -hatta belki onlardan daha fazla- önem verilmesi gereken tablo, yarın akşam kaç memurun milletvekili olmak için istifa edeceğidir.

Liste de bir tür anket yerine geçebilir.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir