Kendiliğin yeniden yapılanmasıı- heinz kohut

Kohut, Öidipal sürecin merkezi konumunu kabul etmeyerek yeni bir merkezi konum ortaya koymuştur. Öidipal dönem bir merkez değildir, nevrotik çatışmalar için üreme alanıdır der. ‘’Kendilik’’ merkezdedir. Ama kendilik asla tam olarak anlatılamaz ve tam olarak çözümlenemez bir yapıdadır.

Kendilik nesnesinin aşırı uyarması: Yapısal Nevroz Kendilik nesnesinin duygusal uzaklığı: Kendilik rahatsızlıklarına sebep olur.

Kohut Freud’dan farklı düşünerek baştan çıkarmayı: Aşırı uyarılmış çocukların çarpık fantezi yaşamlarının görünümleri olduğunu söyler. Saldırganlığın ancak ‘’kendilik çözülmesi tehlikesi olduğunda’’ ortaya çıkan bir durum olduğunu, kendini ortaya koymanın bir çabası olarak ele almıştır. Terapideki hedef: Danışanın kendisiyle yeterli eşduyum kurması ve sululuk duygusu bağlamını tanımaya olanak sağlamasıdır.

Kendiliği iki kutup olarak incelemiştir; 1-) Büyüklenmeci (Teşhirci) Kendilik (Anne) 2-) İdealleştirilme (Ebeveyn) imagosu. (Baba) Ara Alan: Yürütücü işlev, yeteneklerdir. Temel ihtiraslar: Anne İdealler: Baba

Kendiliğin tehlikede oluşu: Dürtülerin yoğunluğu sebebiyle olmaktadır. Görülen rüyaların: Kendiliği bir arada tutmaya çalışılan görsel imgelerle baş etme çabası olarak yorumlamıştır.

Savunucu Yapı: Birincil eksikliği örtmek Telafi Edici Yapı: Eksikliği örtmek yerine telafi eder. (Zayıflığı gidermek için, diğer kutbu güçlendirir.)

Kişilik bozukluklarındaki aşırı heyecanı savunucu yapı olarak görmüş, depresyon, içsel ölülük duygularına direnme olarak tanımlamıştır.

Birincil Yapı: Annenin çocuğun ‘’teşhirciliğini aynalama’’dır. Anne kendilik nesnesiyle kaynaşmaya yarayacak koşulları yaratır. Babanın görevi ise: İdealleştirilmiş imge oluşturmaktır. (Arkaik dönemden farklı olarak)

Narsisizm ile Borderline farkını şöyle açıklamış: ‘’Beklenti’’ hâlâ varsa narsisizm. Narsisizmde; öidipal süreçlere inmeye gerek olmadığını, kendini kabullenmenin merkez sorun olduğunu öne sürmüştür. Beklentinin hiç olmaması: Borderline.

Duygulanım Bozuklukları: Çocuğun kendilik nesnesiyle depresif/manik yanıtlarla kaynaşması sonucunda oluşur.

Narsisizm de görülen sadistçe cinsel faaliyetler: Aynalayan annenin başarısız, kusurlu olması. Mazoşizm: Tümgüçlü baba imagosunun (reddedici, cezalandırıcı, alçaltan) özellkleri ile kaynaşmasıdır.

Bebekliğin ilk dönemlerinde fazlaca görülen örselenme; çocuğun aşırı talepkar olmasına neden olabilir.

Terapideki yorumlamalar: Savunmaları ortadan kaldırır—Arkaik yapıları yumuşatır—Dönüştüren yapılar oluşturur (Dönüştürerek içselleştirme) yeni oluşan psikolojik yapıyı oluşturur. Kendilik nesnelerinin dönüştürülerek içselleştirilmesi; kendiliği tedrici olarak güçlendirecektir. Fetiş nesnesini: Annenin vereceği ‘’iyilik ve duygusal yanıtı’’ almak için edinmiştir. Aynalama eksikliğinden kaynaklanır.

Oluşan fiksasyonlar da: Kendiliğin parçalanmaması için; bedenin erojen bölgeleri adeta bağımlı gibi kullanılması sonucunda oluşmuştur. Kendiliğin güçsüzleşmesi dürtü saplantısını ortaya çıkarır.

Yeme Bozuklukları: Yiyecek veren kendilik nesnesinin gereksinimini gösterir. Somatizasyon: Kendiliğin bölünmesi kaygılarını beden parçalarına iliştirmektir. Kendilik nesnelerinin dönüştürülerek içselleştirilmesi; kendiliği tedrici olarak güçlendirecektir.

Suçlu İnsan: Haz ilkesiyle yaşar. Trajik İnsan: Çekirdek kendiliğin örüntüsünü ifade etmeye çalışır

Röntgencilik: Kendilik nesnesi idealleştirilmesi başarısız olduğunda ortaya çıkar. Teşhircilik: Aynalama eksikliğinden dolayı büyüklük simgesi takıntıları olacaktır.

Sağlıklı Öidipal Süreç: Çocukta, cinsel ve saldırgan tepkilerle kaynaşmış sevinç ve gururla karşılanmalıdır. Baba yetişkin büyüklüğüne karışmasına izin vermelidir. Öidipal dönem bir merkez değildir, nevrotik çatışmalar için üreme alanıdır der. Öidipus, evrensel olmamakla birlikte acaba ebeveyn hatalarının sık rastlanan sonuçlarından biri olamaz mı diyerek soru işareti bırakmıştır.