İran-Afganistan su savaşı çıkar mı?

Tahran’a gidip gelenler bilir, Tahran cadde ve sokaklarında, iş yerlerinin önünde çoğunlukla su sebilleri vardır. Gelip geçenler içsin, Kerbela’da suya hasret şehit edilen Hz. Hüseyin ve yanındaki hane efradı ile bağlıları hep hatırlansın diye. Muhtemelen bu anane İran’ın diğer şehirlerde de yaşatılıyordur.

Nüfusun çoğalması, tarım alanlarının genişlemesine, iklim değişikliğinin su kaynaklarını etkilemesine karşın su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi gibi birçok nedenden dolayı dünyada su artık daha da paylaşılamaz hale geldi ve masalarda süren su savaşları cephelere taşınmak üzere.

İran, içerisinde barındırdığı Deşti Lut, Deşti Kevir gibi iki büyük çöl havzası da hesaba katıldığında su açısından zor bir coğrafyadadır. Ayrıca, son otuz kırk yıldaki yanlış su politikaları ülkeyi büyük felaketin eşiğine getirmiş ülke büyük hızla çölleşmektedir.

İran’ın Afganistan bağlamında su hakkını elde etme çabalarında son dönemde ve son gerginlik başlamadan önce bazı tuhaflıklar göze çarptı.

Mayıs 2023 başlarından itibaren İran medyası İran’ın güneydoğusundaki Sistan ve Belucistan vilayetinde, Afganistan sınırındaki su sorununu gündeme getirmeye başladı. Afganistan’ın İran’ın su hakkını vermediğini kaba ve zaman zaman hakarete varan buyurgan bir üslupla dillendirdi.

Bombanın pimini Reisi çekti

Bombanın asıl pimini çeken ülkenin Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin su kıtlığından etkilenen Sistan ve Belucistan vilayetine yaptığı ziyaretteki mesajı oldu. Aslında Reisi’nin elinde güçlü bir diplomasi mekanizması ve güçlü enstrümanlar vardı.

Reisi’nin özel elçi ve Dışişleri Bakanı’nı devreye sokmadan buyurgan ve tehditkâr bir dille topa girmesi şüphesiz Afganları provoke etmiş olabilir.

Reisi önceden görülmemiş sert bir üslupla şunları söyledi: “Afgan yöneticiler sözlerimi normal bir söz gibi algılamasınlar. Çok ciddiye alsınlar. Afgan yetkililer ve yöneticileri uyarıyorum, Sistan ve Belucistan halkını su hakkını hızlı bir şekilde vermelidirler.

Teknik heyetlerimize hızlı şekilde müsaade etsinler. Teknik heyetlerimiz su kıtlığını doğrularsa yapacak bir şey yok. Ama su varsa, halkın su hakkını vermeleri gerekir. Halkın su hakkının hiçbir şekilde zayi olmasına müsaade etmeyiz. Devletin halkın hakkını almada kararlı olduğunu bilmeleri gerekir.”

İran Cumhurbaşkanı’nın üç kere tekrarladığı “Sözümü çok ciddiye alsınlar” sözleri ve yine İran Dışişleri Bakanı’nın tehditkâr mesajları Afganistan yönetimindeki Taliban’ı çok öfkelendirmiş olmalı ki çok geçmeden sınırda iki ülke askerleri arasında ölümlü çatışmalar yaşandı.

Şu an yaşanan sessizliğe bakılırsa konu iki ülke arasında sınır karakollarından tekrar masaya indirilmiş olabilir.

İran’ın, elindeki onca enstrümanla masa başında çözebileceği bir su paylaşım sorununu medya üzerinden tırmandırması neticede Taliban’la çatışma kapılarını açtı.

1973 anlaşması canlandırılmalı

Afganistan’da başlayan ve ülkenin en uzun nehri olan Hilmend Nehri (Hirmend diye de anılıyor) sularının paylaşımı yeni bir mesele değil. 1973’te döneminin başbakanları tarafından imzalanmış bir anlaşma var. Afganistan anlaşma uyarınca ortalama saniyede 22 m3 su vermeyi kabul ettiği gibi, saniyede 4 m3 suyu da dostluğun bir göstergesi olarak vermeyi kabul ediyor ki bu da İran’a sene de toplamda yaklaşık 820 milyon m3 su verilmesi anlamına geliyor.

Su bahane mi?

Buradaki sorun kuraklıktan kaynaklanıyor gibi gözüküyorsa da iki tarafın bunu birbirine bir baskı enstrümanı gibi kullanmak istediği anlaşılıyor.

40 yıllık bir savaş dönemi ardından Afganistan su dahil kendi tabii kaynaklarına sahip çıkıyor. Sınır aşan birçok nehri olduğu için Afganistan’ı önümüzdeki yıllarda başka komşuları ile de olumlu/olumsuz etkileşim içerisinde göreceğiz.

Uzmanlar savaş çıkmaz diyor

Uzmanlar su meselesinin iki ülke arasında bir savaşa yol açamayacağını söylüyorlar. Şu da var ki, meselenin masada çözülememesi durumunda 900 kilometreden fazla olan bu sınırın İran için bir yumuşak karına dönüştürülmesi mümkün olabilir.

Netice olarak İran su hakkını alabilmek için havuç ve sopa politikasını sürdürecektir. Son gerginlik İran’ın daha önceki Afganistan hükümetleri dönemindeki gizli-açık nüfuzunun azalmaya hatta bitmeye başladığının bir göstergesi gibi gözükmektedir. Yine de İran’ın elindeki enstrümanları yabana atmamak gerekir.

Kemal Han Barajı: 700 yıllık rüya

Kemal Han Barajı Güney Batı Afganistan’da Nimruz Vilayeti Çar Burçak kasabasında, Hilmend Nehri üzerinde, Afganistan’ın en büyük hidroelektrik projelerinden biri olarak planlandı. Yapımı resmen 1974 yılında başladı ama 1978 Sevr Komünist Devrimi ile Amerikalılar ülkeyi terk edince uzun süre yarım kaldı. Tam kapasite çalıştığında 9 MW elektrik üretecek ve 175 bin hektar araziyi sulayabilecek kapasitede. Baraj, inşaatına başlandıktan 47 yıl sonra, 24 Mart 2021’de Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani tarafından açıldı. Eşref Gani açılış konuşmasında, “Kemal Han’da suların dalgalandığını görmekten ziyadesiyle memnunum, Afganistan’ın 700 yıllık rüyası gerçekleşti” demişti. Hükümetin verilerine göre baraj bitimine kadar en az 35 kere saldırıya uğradı ve saldırılarda 39 güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Abdulcebbar Bahir.

2 tarafın da elinde kartlar var

Abdulcebbar Bahir (Afgan Medya ve Çalışmalar Merkezi Başkanı):

İlk İran heyeti Afganistan’a geldiğinde talepleri Afganistan’dan İran’a akan nehirlerdeki su haklarının tanınması olmuştu. Afganistan ile İran arasındaki su sorununun kökü bayağı eskilere gitmektedir. Kral Zahir Şah’ın döneminde 1973’te bir anlaşmaya varılmıştır.

Hindikuş Dağları’ndan kaynaklanan ve 1150 km sonra İran sınırının bulunduğu Sistan ve Beluçistan bölgesine ulaşan Hilmend Nehri’nin sularının paylaşımı ile ilgili 1973 anlaşması vardır. Afganistan senelik 860 milyon m3 su vermeyi taahhüt etmiştir.

Afganistan’da 40 yıldır süren savaş yüzünden kimse ilgilenemediği için su mesele edilmiyordu. Konu ilk defa ciddi olarak eski başkan Eşref Gani zamanında gündeme geldi.

Anlaşmada bu nehir üzerinde baraj yapılması konusunda mutabakat vardı. Özellikle Kemal Han Barajı üzerinde. Kemal Han Barajı Eşref Gani döneminde ABD katkıları ile tamamlandı, açılışı yapıldı. Bir taraftan Afganistan sudan kendi hakkını alırken ABD de bunu İran’a bir baskı unsuru olarak kullanmak istiyordu.

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin konu ile ilgili sert ve tehditler içeren açıklaması sonrasında Afganistan Başbakanı da karşılık verdi. İran liderinin, normal olmayan, sert üslupla topa girmesi neticesinde Afgan Hükümeti de net mesajlar verdi. Başbakan Afganistan’ın, anlaşmanın mütalaası şartıyla İran’ın su hakkını tanıdığını açıkladı.

Afganistan: Kuraklıktan dolayı barajda su yok

Afgan Hükümeti barajda su olmadığı için veremediklerini söylese de, İran hükümeti elinde resimler olduğu iddiasıyla barajları teknik heyetlerle ziyaret etmek istiyor.

Teknik heyet talebi Afganistan hükümetini kızdırdı ve bunun içişlerine müdahale olduğu şeklinde sert bir bildiri yayınladı, İran tarafını birlikte oturup anlaşmayı tüm boyutları ile görüşmeye ve iklim şartlarını dikkate almaya davet etti. Gerginlik tırmanınca, sınır bölgesinde iki taraf arasında ölüm ve yaralanmalara da yol açan çatışmalar yaşandı.

Yeni barajlar yapılacak

Çatışmalar üzerine Afgan hükümeti biri yeni diğeri atıl iki baraj projesine start verdi.

Bütün bu gelişmeler Afgan hükümetinin kartları açık oynadığını ve bu konuda sağlam bir hesaplaşmaya gireceğini gösteriyor. İran tarafı Afgan göçmenler, siyasi ve askeri Taliban muhalifli liderlere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca İran’ın Afganistan içerisinde mezhebi uzantısı da var.

Su meselesi yüzünden İran ile Afganistan arasında bir savaş çıkmasını uzak görüyorum. İki tarafın da içinde bulundukları şartlar bu ihtimali çok zayıflatıyor. Şüphesiz sınır çatışmaları bundan sonra da olacaktır. İran, Taliban yönetimi altında Afganistan’daki güvenlik siyasetinin önceki hükümetler dönemindeki gibi olmadığını biliyor. İran bunda daha kötü durumlarda da, 1990’lı yıllarda Taliban ilk kez yönetimi ele geçirdiğinde Mezarı Şerif şehrinde diplomatları öldürüldüğünde savaşı düşündü ama vazgeçti.

İran’dan son gelen açıklamalar İran’ın savaş istemediğini gösteriyor. Afgan Hükümeti de savaşın ne İran ve ne de Afganistan’a faydası olacağını düşünüyor.

Hakkı Uygur

Afganistan-İran sınırı hassas

Dr. Hakkı Uygur (İRAM-İran Araştırmaları Merkezi Başkanı):

Bu sınır birçok açıdan hassas: İnsan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, etnik meseleler, İran İslam Cumhuriyeti ile Afganistan arasındaki ideolojik, mezhebi farklılıkların katmerleştirdiği bir sorun yumağı var ortada.

Tüm bunlar bir araya geldiği zaman, basının sevdiği deyimle, bölge adeta “barut fıçısı” gibi.

Muazzam bir çatışma potansiyeli var. Son bir yılda da irili ufaklı 10-12 benzer sınır çatışması yaşandı. Geçtiğimiz günlerde İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi çıktı su meselesi ile ilgili Taliban’ı uyardı, “Sözümü ciddiye alın yoksa kötü olur” mealinde açıklamalar yaptı.

İran’dan uluslararası anlaşma ile garanti altına alınmış Hilmend suyundan Taliban’ın hakkını vermediği gibi haberler geliyor. Taliban ise yağışlar azaldı su yok diyor. İran uydu resimleri var, barajlarda su olduğunu biz görüyoruz diyor. Afgan tarafı İran’ın “teknik heyet ziyaret etsin” talebini de uygun bulmuyor.

İran–Afganistan sorunu büyümez: İran Afganistan’ı çok iyi tanıyor, sınır komşusu, aynı dil konuşuluyor, iç içe geçmişlik var. İran’ın Taliban dahil Afganistan’daki tüm taraflarla irtibat kanalları var.

İran 1997-98’de Afganistan’da diplomatları öldürüldüğünde bile bu hataya düşmedi. Yine düşmez. Tehdit eder evet, kriz ilerlerse, İran elindeki ekonomik kozları kullanır. Ülke içindeki Afganların geri göndermeyi hızlandırır.

Arabulucular devreye girer

Bence araya arabulucular girer, Katar ya da Pakistan girer yerine göre. Zaten Taliban’ın İran’la doğrudan ilişkisi var. Herkes herkesi tanıyor. Çözerler diye düşünüyorum.

Masada çözülebilecek bir mesele neden büyütüldü derseniz, Reisi’nin konuya doğrudan girmesi meselenin alt tarafta çözülemediği manasına gelir. Tehditler edilmiştir, havuçlar verilmiştir. Ama istediklerini alamamışlardır.

Türkiye ile de su sorunu var

İran’da su konusu çok hassastır. Basına çok yansımaz ama İran’ın Türkiye ile de en önemli kriz alanlarından bir tanesi sudur.

İran, iklim değişikliğinden çok etkileniyor. Yanlış baraj politikaları var, küresel iklim değişikliği var, ülke içinde su kıtlığı temelli iç göçler var. Bir yığın sorun var.

İran askeri tehdit dilinin doğru bir kart olmadığını gördü. Çünkü Afganlar karakol bastılar, İranlı askerleri öldürdüler. Taliban can kaybını önemsemez, ama birkaç İranlı askeri öldürünce İran çalkalanır ve altından kalkamaz. Dolayısıyla bu çekişmenin fazla büyüyeceğini düşünmüyorum. İki tarafında yeniden masaya oturacağını düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir